“Yüksek Ökçeler”i Yeniden Giymek

Ülkü-BurhanÖğrencilik yıllarında elinize değmiş olduğunu düşünüyorum; Ömer Seyfettin, Yüksek Ökçeler…

Hani genç yaşında dul kalan zengin Hatice Hanım’ın hikayesi…

Köşkünde, hizmetçisi Eleni, beyazlar giydirmekten mutlu olduğu Bolulu aşçısı Mehmet ve evlatlığı Gülter’le saadet içinde yaşar. Gel gelelim;

“Hatice Hanım’ın temizlik, namus merakından başka bir de yüksek ökçe merakı vardı. Güzeldi, tombuldu, cıvıl cıvıl bir şeydi. Fakat boyu çok kısa olduğu için evin içinde de bir karışa yakın ökçeli iskarpinler giyerdi. Âdeta bir cambaza dönmüştü. Bu yüksek ökçelerle merdivenleri takır takır bir hamlede iner, ayağı burkulmadan bir aşağı, bir yukarı koşar dururdu.

Nihayet bir baş dönmesi geldi. Çağırdığı doktor ilaç filan vermedi:

“Bütün rahatsızlığınıza sebep bu ökçelerdir, hanımefendi” dedi, “onları çıkarın. Rahat, yünden, yumuşak bir terlik giyin. Hiçbir şeyiniz kalmaz.”

İşte bütün saadet doktorun bu cümleleriyle sarsılacaktır. Çünkü Hatice Hanım yüksek ökçeleri bırakıp da yumuşak terlikleri giyince, madalyonun öbür yüzünü görüverir.

“Fakat böyle, tam vücudu rahat ettiği sırada, ruhu derin bir azap duydu. Dokuz senelik adamlarının iki gün içinde birdenbire ahlakları bozulmuştu…

“Ah o terlikler!” dedi, “her işimizi bozdu. Hanımın geldiği hiç duyulmuyor. Ne yapsak yakalanıyoruz. Eskiden ne iyiydi. Yüksek ökçelerin takırtısından evin en üst katında kımıldadığını duyardık.”

Hal böyle olunca hepsini işten kovar. Yenilerini alır ama nafile. Hepsi birbirine benzer.

Hırsızlık, ahlaksızlık yakalarından düşmez. İki senenin sonunda tekrar yüksek ökçelerini giyer, çalışanlarının yaptıklarına razı olur.

“Vâkıâ yine, başı dönmeye başladı. Fakat sesi işitilmeyen ökçesiz terlik giydireceğini düşünerek doktora kendini göstermiyor:

“Hiç olmazsa şimdi yüreğim rahat ya” diyordu.

Ömer Seyfettin’in en sevdiğim hikayesidir. Zaman zaman yüksek ökçeleri giydiğimizi düşündürür bana. Sakın “ben giymem” demeyin. İlla ki hayatınızın bir döneminde ufak tefek şeyler karşısında “mış gibi” davrandığınız olmuştur.

Önemli olan mutluluğumuzun bozulmasından, huzurumuzun kaçmasından korkup da giymeyelim onları. En şiddetli baş dönmelerine gark olsak da topuklara teslim olmayalım…

Her şey yolundayMIŞ GİBİ yapmayalım.

Hikayelere değinmişken, Reşat Nuri Güntekin’in “OLAĞAN İŞLER” adlı yegane hikaye kitabını okumanızı ısrarla tavsiye ediyorum. Sayfaları çevirdikçe, romanlarından tanıdığımız uslûbuna ters istikamette bir yazar bulacaksınız. Biraz gülmek, kafanızı rahatlatmak istiyorsanız raflarda sizi bekliyor olacak. (Sahaftan alırsanız, kitap kokusu daha güzel…)

Ülkü Burhan

ulkuburhan@hotmail.com

 

Leave a Reply

(*) Required, Your email will not be published